-Burada yok, yok! Aradığın her şey biz de mevcut" diyor , siyasetçi şiretliğinde pazarlamacılar.
-Pardon... Eskiyen ruhumu değiştirmek istiyorum? Yenisi ne kadar?
-Değişim yapamıyoruz, efendim!
İçtikçe sentetik zamanlara kangren ayaklar bastığımız zamanlardı, çok eskide kalmıştı yaşadıklarımız;
Babamın; daha çocuksun ibaresiyle koca yetmişliği tek başına dip yaptığı gecelerden kalma çekememezlik hükmediyordu ruhuma, büyüyeceğim elbet!
Yalnızlığıma don biçen annem gibiydin sende! Çok çok tekrar edebilirdik o zamanlar "yalnızlığı".
Sen yüzükoyun yatarken yatağımda, nasıl olur da "yalnızım" diyebilirdim,
Onca zaman sonra , sarılsan boynuma, "yalnızım" desen, ne kadar mutlu olabilirim?
Ne kadar "özlemişim" diyebilirim? Adam akıllı duyamadıktan sonra "kokunu",
-Burada yok, yok! Aradığın her şey biz de mevcut" diyor , acizliğinden kendini pazarlayanlar...
-Affedersiniz... Siz de olmayan bir şey alabilir miyim?
-Ha?
Bir çok kez , ışıklar bir anda yanıp dev ekranda "5dk film arası" samimiyetsizliğinde , sus payı bırakmıştık bize,
hani çoğu kez, "bu film sıktı" bahanesiyle , esere saygısızlığımızı sunarak ayrıldığımızı düşünürdük daha bitiremeden patlamış mısırları...
Oysa ki her film de başrole yakıştırdığım aktristin, bu denli kendini bilmezliği, gücüne giderdi senaristin...
...