garip bir düş benimkisi ;
kime ithaf edildiği önemsiz,
gece gündüz, ölüm ardı taziyeleri kabul ediyorum, hiç durmadan...
cevaplarından korktuğum birikmiş sorularla,
çıkartıp masaya koyacak binbir parça umut,
yahut hayal kırıkları var daha hiç kimseye sunmadığım...
öyle ki, aynaya baktığımda her defasında ne kadar da büyüdüğümü,
o aşık olduğun; kurak vadileri anımsatan göz altı çizgilerinden anlıyorum...
bir parça gazete kağıdı üzerinde,
tohumlarını bir bir ayıkladığım kenevir kadar seviyordum seni.
sahi, bulutlardan çarşaf yaptığımız gecelerde, prezarvatiflerden sapan yapıp,
kurduğumuz kaleleri kuşatıyorduk...
sonra, kalebent ilan ediliyorduk birbirimize...
"aşk" diyorduk adına, bu hapsedilmişliğin...
pek çetin şartlar altında sevişiyorduk çoğu zaman ve
kimi zaman aç - susuz kalıp, birbirimizden otlanıyorduk hazımsızca...
-düş! diyordum;
"-düş!" düşlerimin yakasından!
çıkar prangalarını bu yıkılası boynumdan...
yani, it artık sandalyeyi as uykumdan!